Haberler
Fakültemiz İslam Hukuku Öğretim Üyesi Doç. Dr. Recep Özdirek Kastamonu Kağan Talip Tığlı Gençlik Merkezi’nde 15. 10. 2026 tarihinde Saat:14:00’de İmam Hatip Okullarının 75. kuruluş yıl dönümü vesilesiyle düzenlenen İmam Hatipliler Haftası programında günün anlam ve önemini ifade eden bir konferans vermiştir.
Kastamonu Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, 19 Ekim 2026 Pazartesi günü saat 16.00’da Prof. Dr. Bünyamin Erul’un konuşmacı olarak katıldığı ufuk açıcı bir konferansa ev sahipliği yaptı. Temel İslam Bilimleri Bölümü Hadis Anabilim Dalı tarafından düzenlenen ve İlahiyat Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen "Sünnetin Asrın İdrakine Sunumu" başlıklı programa akademisyenler ve öğrenciler yoğun ilgi gösterdi.
Prof. Dr. Bünyamin Erul konuşmasında, sünnetin günümüz dünyasında nasıl doğru anlaşılarak hayata geçirilebileceği üzerine önemli değerlendirmelerde bulundu. Konferansta öne çıkan başlıklar şunlar oldu:
“Sorgulayıcı Bir Metot Benimsenmeli” Dini bilginin ediniminde sorgulayıcı olmanın önemine dikkat çeken Prof. Dr. Erul, duyulan her bilgiye hemen inanılmaması gerektiğini vurguladı. Hz. Ebubekir’in İsra hadisesi karşısındaki tutumunu örnek veren Erul, onun bu haberi ilk duyduğunda hemen kabullenmek yerine Hz. Peygamber’e Mescid-i Aksa’nın vasıflarını sorarak bir nevi test ettiğini, doğruluğundan emin olduktan sonra iman edip "Sıddık" unvanını aldığını belirtti. Günümüz Müslümanlarının da bu metodolojik yaklaşımı benimsemesi gerektiğinin altı çizildi.
“Mucizevi Anlatılar Ahlaki Vasıfların Önüne Geçmemeli” Hz. Peygamber’in hayatının zamanla abartılı mucizevi anlatılarla şekillendirildiğine değinen Erul, onun her şeyden önce "mükemmel bir insan" olduğunun unutulmaması gerektiğini ifade etti. İlk vahiy geldiğinde korkuya kapılan Hz. Peygamber’i, eşi Hz. Hatice’nin gölgelik yapan bulutlar veya göğsünün yarılması gibi olağanüstü hadiselerle değil; "Sen yetimi doyurur, yoksulun ve zayıfın hakkını gözetirsin" diyerek tamamen onun yüce ahlaki vasıflarıyla teskin ettiği hatırlatıldı. Ayrıca, İla hadisesine atıf yapılarak Hz. Peygamber’in fakir bir hayatı yokluktan değil, bilinçli bir tercih olarak yaşadığı, onu ashabından ayıran şekli bir fark veya makam göstergesi bulunmadığı belirtildi.
“Hadis ve Sünnet Ayrımı ile Makasıdın Önemi” Hz. Peygamber’in her eyleminin doğrudan sünnet olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Prof. Dr. Erul, eylemlerdeki "makasıd"ın (asıl gaye ve niyet) önemini vurguladı. Coğrafi koşullar veya beşeri tercihlerle yapılan uygulamaların sırf Peygamber yaptı diye tekrar edilmesinin sünnete uymak anlamına gelmeyeceğini ifade etti. Ağız temizliğinin esas sünnet olduğunu, misvakın ise o günün bir aracı olduğunu belirten Erul, sünnetin yalnızca sakal, sarık gibi şekli unsurlara indirgenmemesi; aksine hayatın her alanına nüfuz eden bir ahlaki ilkeler bütünü olarak görülmesi gerektiğini söyledi.
“Sünnet Toplumu İnşa Eder ve Çevreyi Şekillendirir” Sünnetin farklı dil ve ırka mensup insanları aynı zeminde buluşturan ve toplumu inşa eden temel bir harç olduğu ifade edildi. Günlük ev yaşamından mimariye kadar uzanan bu kültürün, yoldaki eziyet veren bir şeyi kaldırmayı "sadaka" (Allah'a sadakatin eyleme dökülmesi) sayacak kadar ince bir çevre bilinci aşıladığı vurgulandı. Japonya ve Almanya gibi ülkelerdeki çevre düzeni ile İslam coğrafyalarındaki kirlilik tezatına dikkat çeken Erul, bu durumun sünnetin ahlak boyutunun eksik kavranmasından kaynaklandığını, buna karşılık Özbekistan ve Türkistan coğrafyalarında temizlik kültürünün sünnet bilinciyle muhafaza edildiğini aktardı.
“Temsil Dille Anlatmaktan Üstündür” Müslümanların davet ve temsil sorumluluğuna da geniş yer ayrılan konferansta, eylemle temsilin sözden çok daha etkili olduğu belirtildi. Musab b. Ümeyr’in Medine’deki başarısı örnek gösterilerek, özellikle Batı ülkelerinde yaşayan Müslümanların bu temsil görevini hakkıyla yerine getirmesi gerektiği ifade edildi. Almanya'da kırmızı ışıkta durmanın, Müslüman kimliğinin izzeti açısından adeta "farz-ı ayın" seviyesinde bir temsil sorumluluğu olduğuna vurgu yapıldı.
Hadis Tercümelerindeki Kavramsal Hatalar Bazı hadislerin Türkçeye çevrilirken anlam daralmasına uğradığına işaret eden Prof. Dr. Erul, “Din nasihattir” hadisindeki "nasihat" kelimesinin sadece öğüt değil, Arapçada "ihlas, samimiyet ve özden bağlılık" anlamına geldiğini belirtti. Benzer şekilde bir kötülük karşısında kalben buğz etmeyi "imanın en zayıf noktası" olarak çevrilen “edaful iman” kalıbının da aslında "en azından" (hiç olmazsa kalben buğz et) manasını taşıdığını açıkladı.
Fakültemiz Temel İslam Bilimleri Bölümü Tefsir Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Burhan BALTACI, Manisa Celal Bayar Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi tarafından 16-17 Ekim 2026 tarihlerinde Manisa’da tertip edilen Uluslararası Geçmişten Günümüze Manisa’da Din ve Hayat Sempozyumunda “Manisa Yazma Eser Kütüphanesi 5771/3 Numarada Kayıtlı El Yazması Eser ve Tefsir İlmi Açısından Değerlendirilmesi” başlıklı tebliğini sundu.
Bu çalışmada da Manisa Yazma Eser Kütüphanesinde 5771/3 numarada kayıtlı “Risâle fî Hakki’l-Besmele” başlıklı eserinin şekil ve içerik incelemesi yapılarak tefsir ilmi açısından değerlendirilmesine yer verilmiştir. Manisa’mıza ve el yazması eserlerimize katkı sunan bu çalışmanın hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyoruz.
Kastamonu Üniversitesi Muhammed İhsan Oğuz Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından Muhammed İhsan Oğuz Vakfı’nın destekleriyle düzenlenen Muhammed İhsan Oğuz VII. İlahiyat Lisansüstü Tez Yarışması’nda yüksek lisans ve doktora dalında dereceye giren araştırmacılar, çalışmalarını panelde anlattı, ödüllerini törenle aldı.
19 Ekim 2026 Pazartesi günü Üniversitemiz Merkez Kütüphanesi Sezai Karakoç Salonu’nda yapılan panele Rektör Yardımcısı ve İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Atalan, İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İlyas Çelebi, Muhammed İhsan Oğuz Vakfı Başkan Yardımcısı M. İhsan Oğuz, kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
Panel, saygı duruşu ve İstiklâl Marşı ile başladı. Açılış konuşmalarını Prof. Dr. Atalan ile Bilim Kurulu adına Prof. Dr. Osman Demir yaptı. Panelin yöneticiliğini ise Prof. Dr. Çelebi üstlendi.
Bilim Kurulu adına konuşan Prof. Dr. Osman Demir yarışma sürecinin nasıl yürütüldüğüne dair katılımcılara bilgi verdi. Demir, başvuruların değerlendirilmesinde izlenen yöntemi ve Bilim Kurulu ile jüri üyelerinin görev aldığı aşamaları anlattı.
Konuşmasında panelin değerinin, araştırma sonuçlarının paylaşılmasının yanında bu sonuçlar üzerine birlikte düşünülebilmesinde yattığını belirten Prof. Dr. Atalan, lisansüstü tezi araştırmacının bilimsel sorumluluk üstlendiği önemli bir aşama olarak tanımladı. Prof. Dr. Atalan, “Bir tezin bilimsel niteliği de büyük ölçüde bu sorumluluğun nasıl yerine getirildiğiyle şekillenir” dedi. Danışmanların emeğine de değinen Atalan, bütün danışmanlara teşekkür etti ve genç araştırmacıları tezlerinin uygun bölümlerini bilimsel yayınlara dönüştürmeye çağırdı.
Prof. Dr. Çelebi açılışta dereceye giren araştırmacıları tebrik ederek çalışmaların çok değerli olduğunu vurguladı. Yüksek lisans dalında birincilik ödülüne layık görülen Emirhan Tambağ, “Rûm Sûresi’ndeki Mücize İddiasının Rivayet Temelli Tahlili” başlıklı tezini sundu. İkinci olan Veysel Coşkun “Müteahhir Dönem Kelamında Müessire İhtiyacın İlleti Problemi”, üçüncü olan Sümeyye Aydın “Yardımcı Üreme Teknolojisi In Vitro Gametogenez’e (IVG) Etik ve Fıkhî Yaklaşım”, teşvik ödülü alan Zehra Çobanoğlu ise “Tanrı Hakkında Konuşmak: Teolojik Dil Bağlamında Eş’arî Kelamcılar ve Thomas Aquinas Arasında Bir Kıyas” başlıklı çalışmalarını anlattı.
Doktora dalında birincilik ödülü alan Ifeoluwa Siddiq Oyelami “Boko Haram’ın Söylem ve Eylemlerinde Kur’an’a Yaklaşımı”, ikinci olan Beyza Nur Çavuş “Doğallaştırılmış Bilincin Fenomenolojisi”, üçüncü olan Zeynep Çilingir “Lübnan Çocuk Edebiyatında Neoliberal Özne İnşası” başlıklı tezlerini sundu. Teşvik ödülü alan Şeyma Sezgin ise “Disney Pedagojisinin Dönüşümü: Animasyon Sinemasında Din, Ahlak ve Kültür Temsillerinin Değişimi Üzerine Bir İnceleme” başlıklı çalışmasını paylaştı.
Panelin ardından programın ikinci bölümünden Sezai Karakoç Salonu’nda düzenlenen ödül törenine Vali Yardımcısı Aydın Ergün, Kocaeli Milletvekili Radiye Sezer Katırcıoğlu, Kastamonu Milletvekili F. Serap Ekmekci, Kastamonu Belediye Başkanı Hasan Baltacı, Baro Başkanı Av. Özgür Demir, Rektör Yardımcısı ve İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Atalan, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Küçük ile Prof. Dr. Selahattin Kaymakcı, İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İlyas Çelebi, Belediye Başkan Yardımcısı Ahmet Üstün Göksoy, Muhammed İhsan Oğuz Vakfı Başkan Yardımcısı M. İhsan Oğuz ile çok sayıda davetli, akademisyen ve öğrenci katıldı.
Tören, saygı duruşu ve İstiklâl Marşı’nın ardından İlahiyat Fakültesi öğrencisi Taha Kanbolat’ın Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Programda sırasıyla Muhammed İhsan Oğuz Vakfı adına Başkan Yardımcısı M. İhsan Oğuz, Muhammed İhsan Oğuz Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Mustafa Aykaç, Rektör Yardımcısı ve İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Atalan, Kastamonu Milletvekili F. Serap Ekmekci ve Kocaeli Milletvekili Radiye Sezer Katırcıoğlu birer konuşma yaptı.
Muhammed İhsan Oğuz Vakfı Başkan Yardımcısı M. İhsan Oğuz, konuşmasında İslam bilim geleneğine ait eserlerin tanıtılmasının ve akademik literatüre kazandırılmasının önemine değindi. Vakıf olarak akademisyenlerin çalışmalarını desteklemeyi ve nitelikli eserleri yayımlamayı sürdürdüklerini belirten Oğuz, sekizinci İlahiyat Lisansüstü Tez Yarışması’nın duyurusunun önümüzdeki ay yapılacağını açıkladı.
Vakfın uluslararası çalışmalarına da değinen Oğuz, Kazakistan’da bir üniversite bünyesinde faaliyet gösteren İslam Bilim ve Kültür Merkezi’ne yaklaşık dört bin kitap hediye edildiğini, kitaplar arasında Muhammed İhsan Oğuz’un Türkmenistan Türkçesine çevrilen eserlerinin de bulunduğunu söyledi. TÜBİTAK tarafından kabul edilen iki eserin süreç tamamlandığında vakıf aracılığıyla yayımlanmasının hedeflendiğini belirten Oğuz, yarışmanın düzenlenmesine katkı sunan Üniversitemize, Muhammed İhsan Oğuz Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Mustafa Aykaç’a, bilim kurulu üyelerine ve çalışmalara katkı sağlayan akademisyenlere teşekkür etti.
Muhammed İhsan Oğuz Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Mustafa Aykaç, konuşmasında İlahiyat Lisansüstü Tez Yarışması’na yapılan başvuruların yıllar içinde arttığını belirtti. İlk yarışmada 60 olan tez başvurusunun bu yıl 122 yüksek lisans ve 100 doktora tezi olmak üzere toplam 222’ye ulaştığını aktaran Aykaç, değerlendirme sürecine 75 akademisyenin bilim kurulu ve jüri üyesi olarak katkı sağladığını söyledi. Yarışmanın iki aşamada yürütüldüğünü belirten Aykaç, tezlerin ilgili alanlarda uzman akademisyenler tarafından önceden belirlenen ölçütlere göre değerlendirildiğini ifade etti.
Değerlendirme sürecine ilişkin merak edilen konulara da açıklık getiren Aykaç, jüri ve bilim kurulu üyelerinin yaklaşık yüzde 98’inin farklı üniversitelerde görev yaptığını belirtti. Tezlerin sıralamasında alanlara veya yarışmacıların cinsiyetine göre bir düzenleme yapılmadığını vurgulayan Aykaç, “Tezlerin sıralamasını ve ödül derecelerini tamamen jüri puanları belirlemektedir” dedi. Sonuçların birbirine yakın puanlarla belirlendiğini ve dereceye giremeyen birçok tezin de ödüle layık nitelikte olduğunu ifade eden Aykaç, yarışmanın düzenlenmesine katkı sunan tertip heyetine, araştırmacılara, vakıf yöneticilerine ve Üniversite yönetimine teşekkür etti.
Rektör Yardımcısı ve İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Atalan, ödül törenindeki konuşmasında Muhammed İhsan Oğuz’un Nûrü’l-İzah adlı eserinden hareketle şeriat, tarikat ve hakikat arasındaki ilişkiyi ele aldı. Bu kavramların birbirinden ayrı değil, dinî hayatı tamamlayan unsurlar olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Atalan, Oğuz’un bu ilişkiyi ağaç, çiçek ve meyve benzetmesiyle açıkladığını aktardı. Atalan, “Şeriat bir ağaç, tarikat onun çiçekleri, hakikat ise meyveleri gibidir” sözleriyle bu yaklaşımın temelini ortaya koydu.
Şeriatın yalnızca dış görünüşe, hakikatin ise iç dünyaya indirgenmesinin doğru olmadığını ifade eden Atalan, manevi olgunluğun dinî sorumlulukları ortadan kaldırmadığına dikkat çekti. Oğuz’un düşüncesinde ilim, ibadet ve ahlakın birbirini tamamladığını belirten Atalan, ilim ile tasavvuf arasında karşıtlık kurulamayacağını vurguladı. Manevi tecrübelerin kişisel değer taşıyabileceğini ancak herkes için bağlayıcı dinî delil sayılamayacağını kaydeden Atalan, dinî konuların değerlendirilmesinde Kur’an, sünnet, icma ve kıyasın temel ölçütler olduğunu ifade etti. Atalan, konuşmasının sonunda yarışmanın düzenlenmesinde emeği geçenlere ve genç araştırmacıların çalışmalarını destekleyenlere teşekkür etti.
Kastamonu Milletvekili Fatma Serap Ekmekci, konuşmasında yarışmada dereceye giren genç araştırmacıları tebrik ederek çalışmalarının gelecek nesillere yol göstereceğini belirtti. Muhammed İhsan Oğuz’un ilmî mirasının yaşatılmasının önemine değinen Ekmekci, bir Kastamonulu olarak bu mirasın gelecek nesillere aktarılmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Oğuz’un insanın kendi sorumluluğunu üstlenmesine ilişkin düşüncelerine de değinen Ekmekci, ilim, ahlak ve manevi sorumluluğun önemini vurguladı.
Kastamonu’nun ilim ve irfan geleneğine dikkat çeken Ekmekci, âlimlerin toplumlara yol gösterdiğini belirterek ilimden yoksun kalan toplumların gelişme imkânlarını kaybedebileceğini ifade etti. Muhammed İhsan Oğuz’un eserleriyle farklı coğrafyalardaki insanlara ulaştığını kaydeden Ekmekci, ilmî ve manevi mirasının yaşatılmasının önemini vurguladı. Ekmekci, programın düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür ederek konuşmasını tamamladı.
Kocaeli Milletvekili Radiye Sezer Katırcıoğlu, konuşmasında ilmin bilgi edinmenin ötesinde ahlak ve hikmetle bütünleşmesi gerektiğini vurguladı. Muhammed İhsan Oğuz’un yalnızca eserleriyle değil, düşünceleri ve yaşamıyla da örnek bir miras bıraktığını belirten Katırcıoğlu, “Bazı insanlar yalnızca eser bırakmaz; geride bir istikamet, bir ahlak ve bir gönül mirası da bırakırlar” dedi. Bilginin ahlakla bütünleştiğinde değer kazandığını ifade eden Katırcıoğlu, inancın günlük hayata ve insan ilişkilerine yansımasının önemine dikkat çekti.
Genç araştırmacılara da seslenen Katırcıoğlu, bilimsel çalışmaların insanlığa fayda sağlama ve topluma karşı sorumluluk bilinciyle yürütülmesi gerektiğini belirtti. Muhammed İhsan Oğuz’un ilmî ve manevi mirasının gelecek nesillere aktarılmasının önemini vurgulayan Katırcıoğlu, “Kaleminiz bilgiden, aklınız ilimden, gönlünüz merhametten ayrılmasın” sözleriyle araştırmacılara başarı dileklerini iletti.
Konuşmaların ardından Muhammed İhsan Oğuz VII. İlahiyat Lisansüstü Tez Yarışması kapsamında dereceye giren araştırmacılara ödülleri takdim edildi, Bilim Kurulu üyelerine teşekkür plaketleri sunuldu. Program, toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
- Fakültemiz Öğretim Üyesi Prof.Dr. Mehmet Nadir ÖZDEMİR KYK Erkek Öğrenci Yurdunda Kudüs İzlenimlerini anlattı.
- “Görünmeyeni Hissetme Yolunda” Projesi İhsangazi’de Gerçekleştirildi
- Tefsir Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Burhan Baltacı Uluslararası İmam Buhârî’nin İlmî Mirası: Geleneksel ve Modern Yaklaşımlar Sempozyumuna Katıldı
- Fakültemiz Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Soaad Ahmed Aly Sholak’ın Yeni Eseri Yayımlandı































